SAÇI ÇAL’I

Saçların çalı, ben çalan çalıyı. Bak halime, hırsızmışım şimdilerde. Tutulamayan zamanlarda, çaldım çırptım her anını defterime. Nefeslerini çekiyorum camdan yüreğime. Sildim üslubumu dilsiz ve sağır. İple bağlanan nefesimi çözüyorum tükenmiş kalemimle. Çalıların yanıyor dilimde, yangınımın üşümesine engel olamıyorum.

NAFİLE

Ne yapsam nafile Rüyalarda mı yaşıyorum, hayatta mı ölüyorum Sokaklar dolu, bahçesiz bir zemin kattayım Yakınım toprağa günden uzaklaştıkça Gecendeyim, koynundan uzakta Ben bir nafileyim, ziyanım hayatta Arnavut kaldırımlarının aralarına sığışıyorum Yorgunum artık yollarında Yorgunum artık yıllarında Bir sana sığamıyorum, eriyorum günden uzaklaştıkça Mehtabındayım, koynundan uzakta Kaçıyorum ya kaçıyorum Geliyorum ya geliyorum Bitiyorum ya bitiyorum …

YAPMA

Nedir bu yaptığın? Kalmaklar kendilerini şaşırmış, gitmekler gidişlerini unutmuş Öpmekler sevdaları terk etmiş, sarılmaklar kolsuz kalplere yüklenmiş Şehvetin sözleri seslerini yitirmiş Tutkular istemez olmuş, arzular kendilerini tutsak etmiş Umut, umut… Aramızdan çoktan ayrılmış Kıyıdan kıyıya sallanan eller ceplere girmiş Vedalar hoşça kallarını esirgemiş Bankta oturan genç sevgiliye bir merhaba çok görülmüş Sen koşmuşsun yalın ayaklarınla …

Barış Geldi Afrika’ya

Öyle durgun sabaha yakın bir vakitte, şehir tutuştu gözlerimde. Aslanlar ve zebralar tek düzlükte sevişti, kimse kimseyi öldürmedi. Afrika Afrika olalı böyle barış böyle seviş görmedi. Seni gördüm ya bu durgun kuşluk öncesinde. Uyuyordu herkes, sen ve ben uyanıktık, dünyayı zulümden kurtardık. Senin haberin olmadı koca dünya, koca insanlık, sarmaş dolaş sevişti rüyalarında. Toplar tüfekler …

GEÇEN

Bir yoldu, kilometrelere dayanan, coğrafyalar atlatan. Yürüten ve kanatlar taktırıp uçurtan. Çivilenmişcesine tek bir noktada oturtan. Bir beni alıp, iki valize sevdamı sığdırtan. Sen, sen sığmazsın dünyaya; sen, sen sığmazsın dünyama. Yollarım cilveleşir adınla ve uzar gider ömür boyunca. Bir yoldu; süslenmiş püslenmiş sereserpe güneşe bakan, kuşluk vakti ayın ve yıldızların hasretini çektiren. Ayaklarım fani …

GİDERAYAK

Bıçaklar doluyum; kolum, bacağım, her yerim. Ölüm, ölümüm el pençe divan karşımda. Gider ayak vedasız, çöker bir yavru kediyi severim. Oturduğum yerden adımlarının gurbetine seslenirim, sesim çıkmaz yavru kediyi severim. Ölümüm olur seni yaşatırım. Çürürüm ve şişer bedenim. Kadavramla dolanırım, deniz çığlık dolması bir alev kasabası. Başsız ayaksız, lav kentindeyim. Korluyum bu gece vakti, korluyum …

DUMRUL

İki yıldız kaydı dalarken ben sana. Bir masal şarkısı çaldı kulaklarımda, yaşların ve yılların karışmamışken daha. Dilek tutalım dedim, iki defa. Bin kere diledim seni kayan iki yıldız hatırına, sen hatırına. Ağırlığımı bırakmak istemem yükler dolu saçlarına. Sesim çoktan kısılı, kelimelerim ölü, bakışımın bulanıklığı körlüğüm, dudaklarım yaylanmaz gülüşünün üstüne gülüşümü konduramam. Sığınamam, doldurmuşsun dehlizlerini, kap …