-MADIĞIN

Yolların oldu, durmadan ayak bastığın. Bastığın yollarda yolunu bulamadığın. Günlerin oldu saydığın, senelerin geçti sayamadığın. Bastığın ve sayamadığın her adım ve asfaltta kayboldun. Adımlarınla ezilen yollarda, -ve kayıptı onlar da, tıpkı senin gibi- ezildi günlerin ve yılların. Basmış mı sayıldın sen şimdi? Saymış mı sayıldın sen şimdi? Ne basmaktır yaptığın ne saymaktır yaptığın. Hepsi birden; …

ATEŞ

Bir durmak hali bende, birse de iki ettim durmalarımı. Beklemek mi lazım gidenleri? Yoksa, durmak mı lazım çoğul yalnızlığımızda? Durmadan yanmak lazım belki de tekleşen odunluğumuzda. Yanamayız ama tekleşmiş odunlarımızla. Bir, daha, lazımdır yanmak için harlarımızda. Ötekimizi alalım şimdi kucaklarımıza, yanmak için her durduğumuzda. Öylece durmaktansa yanmayı isterdi; odunlar ve ağaçları. Ağaçlar var ederdi oksijeni …

İSTENÇ

Biraz bira biraz kahve içtim bu sabah. Aklım bulanık, bulamadım ne istediğimi. Zaten ne zaman bulsam gider elimden istediklerim. Hem bira içtim hem kahve bu sabah. Aynı anda bir yudumu böldüm, öyle içtim bu sabah. Aman ha, almayayım istediklerimi, sınanmak pek zordur aldıktan sonra istençlerimizi. “Protect me from what I want” demişti… koruyun siz de …

MET-CEZİR

Karman çorman bir kalabalık var şimdi beklemek dolu. Biri buçuk geçe gördüm, süzüldün verandadan dışarı. Hangi birdi bilemedim. Bilemedim kaç tane biri buçuk geçti, verandadan sen çıkmadan dışarı. Yepyeni bir ay var karışan kalabalıkta. Yarımdı başlangıçlar içinde. Ben seni bekledim; bir bekledim, bir de buçuk. Şimdi bu yeni ayda, buçuk; tamamlanmayı bekleyen hırçın bir başlangıçta. …